bunlara dikkat edin: mümkünse yemek yemeyin, yerseniz de sota bi yer bulup orda yeyin. sigara içmeyin, içmek isterseniz de yine sota bi yerde için. öpüşmeyin, öpüşmek isterseniz de yine sota bir yerde öpüşün. elele tutuşmak belki olabilir. sarılmak keza asla. muhafazakar yerlere hiç girmeyin. arabanız varsa, kornaya üstünkörü basmayın. çünkü orucu başına vuran kişinin size girişme potansiyeli yüksektir. kimseyle kavgaya karışmayın. bara gitmeyin, gidenleri uyarın. içkili taksiye binmeyin, binenleri uyarın. yaşamayın, yaşayanları uyarın…
tabii bunların hepsi uydurma, ramazan’ın bende uyandırdığı paranoyalar. ama ramazan’da dışarda yemek yerken rahatsız bile oluyorsam demek ki bunda bir sorun var demektir. şimdi bana ordan ”e kardeşim oruçlu insanların yanında yemek niye yiyon şerefsiz” demeyin. orucun amacı ne bakalım: “Oruç, fecir (imsak) vaktinden günesin batimina kadar geçen süre içinde yeme, içme ve cinsel arzulardan uzak durmaktir. Akilli ve bulug çagina ermis bütün Müslümanlara Ramazan ayi içinde oruç tutmak farzdir.” yani bi nevi nefsine hakim olmaktır. o yüzden eğer kişi elimdeki minicik sandviçi görüp nefsine hakim dahi olamıyorsa tutmasın o zaman oruç moruç. bakalım bu ramazan’da neler olacak? bir de baskı maskı yok diyorlar ya, buna çok gülüyorum. e kardeşim sen türkiye’yi bağdat caddesi veya etiler sandığın için böyle düşünmen normal, biz n’apalım?